Askere giden sevgili . .
Şuana kadar 2 tane asker beklemiş birisi olarak şiddetle tavsiye etmiyorum. Birini NET 15 ay diğerini ise 4 gün (iyi ki başından yemiş boku) bekledim .
İlk asker bekleme deneyimim erken sonuçlandı ve iyi ki öyle olmuş diyeceğim bir süreçti. Daha önceden sevdiğim birisiydi. Ergenlik dönemlerime geldiğini var sayarsak 1 yıl arkadaşlığımız 1 yılda sevgili olma çabalarımızın olduğu tam 2 yıllık bir süreç geçirdik kendisiyle. Bu evrede 5 defa sevgili olmak için istek aldım. Fakat kabul etmedim çünkü onunla arkadaşlık, o flört evresi daha tatlı geliyordu. Sevgili olursak her şeyin büyüsü kaçacakmış gibi geliyordu. Ki öyle de oldu. Askere yolladık biz bu paşayı. Aradan 25 günlük eğitim süreci bitti ve dağıtıma geldi. Benimle konuşmak istediğini görmek istediğini söyledi. Eee bende can atıyorum tabiki :) Ertesi akşam görüştük ve yine bir teklif aldım. Bu defa askerde olması onu değiştireceğini daha düzgün bir hayatı seçeceği ve ilişkimizin uzun vadeli olacağını düşünmüştüm ama bok öyle olur. Şimdiki aklım olsa öyle düşünür müyüm hiç allesen. Eğer sevgili olursak herhangi bir ayrılma yaşarsak arkadaşlığımızın da biteceğini söyledim kendisine ve kabul buyurdular. Flört yerini bir sevgili dönemine bıraktı ve mal gibi hayaller kurulmaya başlandı. Dağıtım izni bitti ve askeriyeye döndü bu çok sayın muhterem arkadaşımız. Aradan 4 gün geçti . . İnternette vakit öldürürken msn'de bir anda online oldu. Sevinçle karışık bi şok yaşadım. Bu adam askerliğinin 4.gününde nette ne işi vardı dedim ve yazdım.
- Canım ?
- Kimsin ?
Bu cevabı aldıktan sonra onun olmadığını anladım ve devam ettim.
- Sen kimsin ?
- Ben Kübra .Sevgilisiyim.
Orda bütün dünyayı kafama yıkmışlar gibi hissettim. Kendimi tam bi gerizekalı hissetmiştim. Aklımdan milyonlarca soru, düşünce geçiyor ve ben hiçbirini duymuyordum.
- Sen kimsin, neyi oluyorsun ? dedi bana.
Hiç birşey düşünemiyordum. Ne yapacağımı düşündüm ama aklımdan geçenlere sahip çıkamıyordum.
- Arkadaşıyım , dedim
Ağzımdan çıkan tek şey o oldu. Msn'i kapadım ve düşünmeye başladım. Ağlayamıyordum, bi yandan ne yapacağımı düşünüyordum bi yandan kıza neden söylemedim ki diye kendimi yiyordum. Hemen telefona sarıldım, ve onun askerlik yaptığı yerin numarasını bulmaya çalıştım. Ellerim titriyordu, bi yandan da ona ne söyleyeceğim ki diyordum. Uzun uğraşlar sonunda askeriyenin numarasını ve onun olduğu komutanlığı buldum. Elimde numara öylece bakıyordum. Ne söylicektim telefonu açtığında ? Ne soracaktım, nasıl soracaktım?
Biraz bekledim, kendimi toparladım ve numarayı çevirdim. Bir er açtı telefonu, sesim titreyerek telefona istedim. Bir dakika dedi ve içeriden çağırmaya gittiler. Telefona geldi ve
-Efendim ?
Yüreğim ağzıma geliyordu, kalbim sanki beynimde atıyordu ve nefesimi kesiyordu .
-Nasılsın ? diyebildim o an .
-Tanıyamadım ? dedi . E tabii nerden tanicak ki ? Aklının ucundan bile geçmezdi benim onu arayacağım .
- İnci ben dedim .
Adeta şok olmuştu
-Sen nasıl buldun numarayı ?
-Araştırdım. Seninle konuşmam gereken çok önemli bişey vardı, onun için.
Olanları anlattım, msndeki kızın neler söylediğini ve kim olduğunu sordum .Eski sevgilim dedi. Ulan dürzü o zaman bu kız niye hala senin hakkında sevgilim diyor, bunu söyleme cesaretini kimden alıyor ?
Bir ton şey anlattı, o kızın kendini çok sevdiğini kendisi için intahara kalkıştığını filan anlatıyor. Ama gözlerim açılmıştı, hiçbir söylediği söz inandırıcı gelmemesiyle birlikte içimden bağırmak ona küfürler, hakaretler etmek geliyordu içimden. Sustum anlattıklarını dinledim ve
-Sana tek birşey soracağım iyi düşün ve cevap ver .
-Sor, dinliyorum.
-Beni mi istiyorsun hayatında onu mu ?
Aslında bu soruyu sormayı hiç istemiyordum. Kandırılmıştım, aldatılmıştım. Ama vazgeçemiyordum o çocukluk döneminde. Belki diyordum belki . . Hala bi umut varsa onu kaybetmeyi göze alamıyordum. Çünkü şuan bu biterse bir daha onun yüzüne bile bakmayacaktım ne arkadaş olarak nede farklı bi anlamda.
Buda onun farkında olacak ki epey bi düşündü. Ve
- Ama o benim için intahara kalkıştı, onu yarı yolda bırakamam . . . .
Kemiklerim ağrıyordu, insanın kemikleri ağrır mı ? Kalbim sıkışıyordu. O an ergenliğin vermiş olduğu yetkiye dayanarak;
- Eğer sevgiyi intahara kalkışmakla ölçüyorsan ben senin için ölmeye hazırdım . dedim ve son olarak ağzımdan çıkan kelime HOŞÇAKAL oldu.
Gözlerimden akan damlalara engel olamıyordum. Kendimi bir boşluğa atmış ve sonsuzlukta aşağıya düşüyor gibi hissediyordum. İki taraf varken seçilmeyen taraf olmak çok tuhaftı, sürekli bende eksik olan şey ne diyordum. Hep kendimde arıyordum eksiği. Çoook uzun zaman sonra aslında eksikliğin bende olmadığını, hatta ortada eksiklik değilde 'kişiliksizlik' olduğunu çok sonra farkedecektim . . Yolda karşılaştığıımızda başını öne eğmesi yetmiyordu çünkü artık bi süre sonra yüzsüzleşip gözlerimin içine bakmaya bile cesareti olduğunu görecektim . .
Terk edilen birisine 'hayat nasıl gidiyor' diye sorulmaz. Zaten tek sorun hayatın devam ediyor olmasıdır. . .
-PAUL AUSTER
Yorumlar
Yorum Gönder