Her şeyin yolunda gittiği bir gün Facebook , E-mail , Twitter arasında mekik dokurken , Facebook'tan bir arkadaşım yazdı . . Çok sık yazıştığım birisi değildi ama hal hatır sormakta eksik kalmazdık . Aynı zamanda sürekli ortak noktalarımızda karşılaştığım bi insandı . . Ne yapıyorsun ? diye giriş yaptı , devam etti eski sevgilisinden bahsetti biraz . Konuya yorum yapmamı istedi bende kırmadım onu ve yorum yaptım bu durum hakkında . . Konu daha sonra bana geldi , sen neler yapıyorsun hayatın nasıl gibisinden sorular sormaya başladı . Gayet mutlu olduğumu ve herşeyin yolunda gittiğini söyledim . Sevgilim olup olmadığını aşk hayatımın nasıl olduğunu sordu , kimse yoktu hayatımda ve doğruyuda söyledim . . Daha sonra bir anda eski sevgilimden konu açıldı . İkimizin ortak arkadaşı olduğundan konuya biraz hakimdi tabikii . Önce kendisinin anlattığı eski sevgilisi ile ciddi düşündüklerini ama bir şekilde bittiğini söyledi , sonra eski...
Eksik bir şey mi var hayatında ? Ne yapsan olmaz bazen, sevsen, değer versen, tapsan, hediyeler alsan, doğruları anlatsan . . Ya yetmez karşıdakine ya fazla gelir . . Bi kez kopmuşsa bağın geri toparlayamazsın. Hatıralar kalır, anılar kalır elinde bir tek. Onunla gezdiğin sokaklar, onu gezdirdiğin veya beraber keşfettiğiniz yeni noktalar. Hep onunla gittiğin restoran, yalnız onunla alkol aldığın o bank, fotoğraf çekildiğin o manzara, ilk el ele tutuştuğun o koşu parkuru, ilk kez o kadar dikkatli bakıp her şeyini keşfettiğin o ağacın altı, ilk sevişmeniz, ilk öpüşmeniz, ilk sarılmanız. . .Geriye kalan sadece bunlar olur. Ve ayrıldığında sana söylediği o kötü sözler değil, aklında hep bunlar kalır, en çok buna ağlar, buna hüzünlenirsin. Peki, hiç mi değeri yoktu dersin kendi kendine. Hiç mi özlemiyor, hiç mi bakmıyor dersin. Masanın üzerinde duran fotoğrafı kaldırdı mı acaba ? İçinden mesaj yazmak geliyor mu ? Neden tutuyor kendini? İnanın bende bilmiyorum. Hani derler ya...
Bir rakı masasındaydı gözlerinde kayboluşum son kez... Öyle bir baktın ki bütün masadaki alkolü ben içebilirdim ... Biz sevdayı Neşet Ertaş'tan, saygıyı Müslüm Babadan öğrenmiştik, nasıl oldu da bu hale geldik be sevgili... Nerededir o ilk heyecan nerededir ilk bakış ve o muhteşem ilk sarılma anı, hatırlıyorum da o ilk heyecanımızı, otogarın orta yerinde kuşun kanadını çırpma sesini senin yüreğinde hissediyordum. Artık ne yazacak söz ne de yürek kaldı bu ayrılık için. Tek bir gül var elimde, aşktan, sevgiliden kalan.. Umud etmek, dilemek... Kavuşmak tek teselli... Ayrılık da sevdaya dahil, ama hangi ayrılık söylemez.. "Ayrılanlar hala sevgili" der Atilla İlhan bir sonraki dizesinde.. Biz de sevgili biz de hala sevgili miyiz ayrılsak da... Nefes alamaz gibi oluyor insan önce, sonra tam göğsünün ortasında sanki daha önce bir neşterle açılmış yaranın derinlerdeki sızısı gibi bir şey oluyor, göğsün sıkışıyor, canın yanıyor ama bakınca göremiyorsun.sanki ip olsa i...
Yorumlar
Yorum Gönder